Braxton Hicks Kasılmaları ve Doğum Maceram

0
757

Doğuma çok az kala…

Hamileliğim boyunca ve sona yaklaşırken doğum ile ilgili hiçbir panik durumum yoktu aksine çok rahattım. Hem de normal doğum istememe rağmen çok rahattım. Panik olduğum tek konu vardı; oğlumun odasının hazırlığını bitirememek… 🙂 Bir de az da olsa epidural yaptırmaktan ve sezeryan doğum ihtimalinden kokuyordum.

36. haftanın sonlarına doğru doktor kontrolümüze gittik. Doktorumuza oğlumuz ne zaman gelir, bu konuda bir öngörünüz var mı diye sorduğumuzda, bir sonraki hafta sonu gelirse şaşırmam” dedi. Kontrolden 1 hafta sonra, yahu bu Braxton Hicks (yalancı sancılar) midir nedir, ne zaman başlayacak deyip duruyordum ki, 37. haftanın son günü, daha doğrusu gecesinde tatlı tatlı sancılar geldi gitti. Hah işte Braxton Hicks! Tanıştığımıza memnun oldum. 🙂 İşte o an heyecanlandım. Artık çok az kaldığını, yolun sonuna geldiğümi farkettim. Bu Braxton Hicks’ten önce sanki doğurmayacakmışım gibi enteresan bir rahatlık… Hamileliği sevdim sanırım. 🙂 (Mide bulantılı ilk 3 ay hariç)

Yalancı sancılar yani Braxton Hicks sancıları gerçeğinden nasıl ayırt edilir? Gerçek sancılar uzun, düzenli ve şiddetli, yalancı sancılar ise kısa (1 saatten fazla sürmeyen) belli belirsiz ve düzensiz aralıklarla gelip gidiyor.

Ve ertesi gün… 38+1…

Panik içinde annemle oğlanın odasının son hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyorduk. Aslında oda hazır sayılırdı. Sadece kıyafetlerin bir kısmının yıkanıp, ütülenip, çekmecelere yerleştirilmesi, yatak çarşafı ve koruma yastıklarının takılması gerekiyordu. Bir yandan da öğle saatlerinde yogaya gitme planları yapıyordum. Telefonda Eray’a; ”öğlen eve geleceksen beni yogaya götürür müsün, gelmeyip direkt olarak yola çıkacaksan (günübirlik Çanakkale) ben kendim mi gitsem” diye sordum. Bu arada piti pitinin hastane çantasını bu hazırlıktan tam 1 hafta önce, kendiminkini de ite kaka oda hazırlığı sırasında tamamlayıp kapının önüne koydum. Neredeyse çantasız doğuma gidecekmişim… Fazla rahat hamile modeli. 🙂

Kim derdi bu fotoğraftan tam 1 hafta sonra yogaya değil de doğuma gideceksin diye… (Hamile yogası dersine son gidişim)

Doğum macerası…

Şu kıyafetler buraya, bu atletler şuraya derken bir yandan da sabah saatlerinde tatlı tatlı kendini hatırlatan Braxton Hicks’ten anneme bahsediyordum ki… belime ve kasıklarıma ciddi bir ağrı girdi, sarsıldım. Ben ay aman derken, annemden yediğim fırça ile (sancılardan da tırstım) hemen gidip uzandım. Baktım sancılar devam ediyor doktoru aradım. Doktor sancıların arasının kaç dakika olduğunu sordu. Bilmediğim için de dakika tutmamı istedi ve 1 saat sonra konuşalım dedi. Bir saat sonra konuştuğumuzda olmazsa hastanede buluşuruz diye de ekledi.

Bu arada durumun ciddiyetini anlayan masum hamile yani ben, ana kucağını arabaya taktırsınlar diye annem ve Eray’ı Joker’e gönderdim. (Joker eve iki adım ötede) Neredeyse doğuracağım, o halimle bile planlama yapıyorum. :)) Ay bir de duş alayım diyerek kaplumbağa hızıyla banyoya gittim. İç ses; “Bak şuna bak… kahve de ister miydin canım?” 🙂 Evde de o gün yardımcımız var; Semra Hanım, kulağın bende olsun, ne olur ne olmaz… ” diye seslendim. Duştan çıktım, kan revan… (revan kısmını abartmış olabilirim 🙂 ) Beni bir panik aldı, el ayak gitti. Hemen telefona sarılıp normal doğum yapan kuzen ve arkadaşlardan tecrübelerine istinaden yorumlarını aldım. Meğerse bu kan olayı doğumun başladığına işaretmiş, doğum öncesi olurmuş… Halk arasında nişan gelmesi olarak bilinirmiş. Ben ki araştırmacı gazeteci kadınım nasıl olduysa bu kısmı atlayıvermişim. 🙂 Bravo Özge! Çok da gerekli görmediğin doğuma hazırlık kursuna gitseydin bunları çok iyi bilirdin diye söyleniyorum kendi kendime. Eh tabii bir de doğum nasıl başlar hiç mi googlelamadın diye homurdanıyorum…

Oğlan geliyor! Vallahi geliyor!

Bir an için evde doğuracağımı sanıp korkmadım dersem yalan söylemiş olurum. 🙂 Eray ve annemi arayıp en acil şekilde eve gelmelerini, doğurmak üzere olduğumu söyledim. (Ben bir de Eray’ı zorla Çanakkale’ye göndermeye çalışıyordum. Aman canım git ne olacak diyordum. Bendeki de ne cesaret ama… İyi ki gitmemiş.) Doktoru aradık ve apar topar arabaya atladık. Yolda benim sancılar üç dakikada bire düştü.

Kesin yolda doğuracağım diye düşünürken bir yandan da sancılardan sebep çığlık kıyamet avazım çıktığı kadar bağırıyorum, arada da Eray’a bas gaza bas! diye sesleniyorum. Yazık, o da panik. 🙂 Gaza mı bazsa, o panikle arabayı dikkatli kullanmaya mı çalışsa, beni mi teskin etse… Allahtan annem de arka koltukta oturuyor. O da heyecan için de; ”derin derin nefes al kızım, nefes al – nefes ver, burnundan nefes al ağzından ver” diyerek bana koçluk yapmaya çalışıyor. 🙂 Nihayet hastanenin acil kapısına geldik ve tekerlekli sandalye ile beni aldılar. Oda hazırlanana kadar acilde bir oda da bekledik. Ay ne bağırmak ne bağırmak! Odaya çıktık, nst takıldı.

*Nst, fetusun kalp atışlarının seyrini ve bebek hareketleriyle olan ilişkisini temel alarak “fetal distres”, yani bebeğin oksijensiz kalma olasılığının taramasında kullanılan bir testtir.

Epidural; korkulu rüyam…

Doğum sancısını tarif etmek gerçekten zor, çok şiddetli ağrılardan oluşuyor. Çok uzun sürmesi durumunda anne yorgun düşer ve psikolojisi bile bozulabilir. Yaşadığım için söylüyorum, sancılar iyice şiddetlendiği zaman çok can yakıyor. Ama annelik işte, bebeğinize kavuşma arzusu ile yanıp tutuşurken o kadar acıya, sancıya dayanıyorsunuz.

Bizler çok şanslıyız! Ağrısız normal doğum için epidurali tek geçerim. Tabii epidurali yaptırmak da cesaret işi. Epidural bir anestezi yöntemi; çok ince bir kateter yardımıyla belden yapılıyor. Bu uyglamayı anestezi doktoru yapıyor ve çok dikkatlice yapılması gerekiyor. Aynı zamanda işlem yapılırken annenin hiç kıpırdamaması çok önemli. Kateterin bele batırılan bölümü incecik ve yumuşak. Diğer kısmı ise dışarıda kalıyor ve flasterle sırta sabitleniyor. Doktor buradan ilacı veriyor. Ben iğne olmaktan bile korkarım, kocaman bir şeyin belime batırılacağı düşüncesi beni benden alsa da mecburen yaptırdım. Sancı m iğne mi? Seçin birini. 🙂 Gerçekten korktum, kıpırdamamak için kendimi çok kastım ama çok şükür epiduralim sorunsuz yapıldı. Hatta anestezi doktorumdan da bir aferin kaptım. Gerçekten de 15 dakika sonra kasılmaları hissetsem de o çılgın ağrıları duymamaya başladım. Wuhuuuu bu ne şahane bir şey! Bütün hamilelere epidural çok güzel, sen de normal doğuma gelsene diye seslenmek istiyorum. 🙂

Normal doğum yapmaktan korkmayan ben, epidural iğnesinden çok korkuyordum. Sonuç olarak, epidural’in hiç de korkulu rüyam olmasına gerek yokmuş. Tecrübe ettiğim için son derece kolay, rahat ve acısız bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. İyi ki epidural var. Güle oynaya doğumhaneye girdim ve güle oynaya oğlumu doğurdum. Toplamda 2-3 saat sancı ya çekmişimdir ya da çekmemişimdir. Her şey çok hızlı ve güzel bir şekilde gelişti ve sonuçlandı.

Mis kokulu piti piti kollarımda…

Ah doğum yaptığınız o ilk an… Bebeğinizin karnınızdan ilk kez kucağınıza verildiği o eşsiz an… Çok inanılmaz, çok tarifsiz. Pembe, minicik yanağı yanağıma değdiğinde ben gerçekten bulutların üstünde gibiydim. Kokladım, mis kokusunu içime çektim, sıcacık, minicik o pamuk yanağından küçücük bir öpücük aldım. Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor.

Doğumhane; İlk kavuşma ve mutluluk göz yaşları…

Cennet, evlat kokusundan meydana gelen bir yer olabilir mi? Cennette miyim ben diye düşündüm. Doğumun her türlüsü inanılmaz olsa da normal doğumun çok tarifsiz duygular yaşattığını düşünüyorum. Sağlık açısından bir engeliniz yoksa korkmayın normal doğum yapın derim.

3 günlük piti piti hastaneden ayrılmaya hazır

Ben piti pitime, Kayra’ma kavuştum. Güzel anneler, umarım siz de az sancı ile kolay ve sağlıklı bir doğum yaparak mis kokulu yavrularınıza hemen kavuşursunuz. Herkese iyi doğumlar diliyorum.

Evimize gidiyoruz

Yorum Yapın

Lütfen bir yorum bırakın!
İsminizi buraya girin