3 aylıkken Paris Seyahati

0
357

12. haftanın sonlarına doğru kendimi biraz daha iyi hissetmeye başladım. Çok şükür artık daha rahat nefes alıyor, daha rahat sokağa çıkıyorum. Yemek yeme durumum maalesef hala sıkıntılı. Canım hiçbir şey çekmiyor, zorla yemek yiyorum. Peynir, salata ve hamur işi besinlerle hayatıma devam ediyorum diyebilirim.

13. haftanın başında yakın arkadaşlarımdan birinin nikahı için Paris’e uçtuk. Rezil olmadan bu seyahati tamamlayabilmek için dualar ediyorum. ve Paris’teyiz.

Geçen sene Temmuz ayında da Paris’teydik ve Champs Elysees civarında bir otelde konaklamıştık. Oldukça da memnun kalmıştık. Bu sefer değişiklik olsun dedik ve Montparnasse tarafında Atelier Montparnasse adında butik bir otelde kaldık. Booking puanı 8.2. Deneyimleyen biri olarak, turistik konaklamalar için oldukça uygun olduğunu belirtebilirim. Küçük, şık ve temiz. Metro istasyonunun yanı başında yer alıyor. Otelin bulunduğu sokakta, market, pastacı, çikolatacı, peynirci, manav gibi pek çok dükkan bulunuyor. Yeni yeni yemeye başlayan bir hamile olarak etrafta bulunan dükkanların çeşitliliği benim için oldukça önemliydi. Manavdan taze taze meyveler alarak yatmadan önce meyve seansı yapabildim. )

Otelin sabah kahvaltıları da fena değildi. Zaten ben peynir, ekmek ve meyve yediğim için çok fazla alternatife ihtiyacım olmadı. ) Otelin kahvaltısı sadece taze sıkılmış meyve suyu ihtiyacımızı karşılayamıyordu. Ama sevgili eşim onun da çözümünü buldu. Yan taraftaki manavdan taze taze sıktırıyordu. ) Öğle ve akşam yemekleri benim için biraz sıkıntılıydı. Paris’e gel, bir sürü lezzeti yiyeme.. Olacak iş mi ( Öğlen ve akşam yemeklerinde pizza, peynirli makarna, mozeralla ve domates gibi benim için sınırlı olan alternatifleri değerlendirdim.

Heyecanın dorukta olduğu gün.. Ece ve Tufan’ın nikah günü geldi çattı. Kuaför bulma işini ihmal ettiğimiz için Ece’nin makyajı ve saçı konusunda bir süre odada debelendik. Kendimi aşarak hamile halimle gelin saçı ve makyajı yaptım. Biraz uğraştık ama başardık. ) Tabii bir de gelini sakin tutmaya çalışma ve yatıştırma kısmı vardı. Zor işmiş. Ben ondan daha çok heyecanlıydım ama çaktırmamaya çalıştım. ) Bu arada Ece’yi hazırlarken bana hazırlanacak pek vakit kalmadı. Ece’yle Tufan Paris sokaklarında gerçekleşecek fotoğraf çekimi için çıktılar. Ben de zar zor hazırlanmaya çalışırken (saçımı yapamadım) geç kaldık. Nikah şahitleri taksi bulamadığı ve geç hazırlandığı için düğüne geç kaldı. Rezalet! ) Neyseki Ece’de Tufan’da anlayışlı insanlar. Onlardan sonraki çiftle yer değiştirmişler. Nikah saatini 20 dakika geçirerek konsolosluğa yetiştik.

Nikah çıkışında yemek yemeye gittik. Oturduğumuz restaurantta ben balık sipariş etme cesaretini gösterdim ve aylar sonra ilk kez balık yedim. Bir yandan nikahı kutlarken, diğer yandan da benim balık yiyebilmemi kutladık. )

Paris seyahatimizde olmazsa olmaz, küçük çaplı bir hamile ve bebek alışverişi yaptık. H&M’de şahane şeyler var. Artık yırtık kotlarımı giyemeyeceğim diye üzülürken hamile yırtık kotu buldum. ) Ne kadar sevindiğimi anlatamam. Beni gören mücevher alıyorum sanabilir. Minnoşuma da renk renk tulum takımları aldık. Tabii cinsiyetini henüz bilemediğimiz için sarı, gri, beyaz gibi unisex renkleri tercih ettik. Paris’teki Disney World mağazasından da dayanamayarak bir tanecik kız elbisesi aldım. ) H&M ve Disney mağazasından ufak tefek hediyeler aldık. Ailede minnoş çok. Çok şükür Pitipitimin bir sürü kuzeni var. )

Paris’in en sevdiğim kısmı makaron. Benim favorim Pierre Herme. Fransa’daysa
nız kesinlikle Pierre Herme’ye uğramadan dönmeyin. Tabii fırsatınız varsa ve seviyorsanız hepsini deneyin derim. Göreceksiniz Pierre Herme bu işin uzmanı. Kesinlikle birinci sınıf makaron. Benim makaron sevmeyen Çiko’m bile Pierre Herme’ye bayılıyor. )

3 gece 4 gün boyunca nerelere gittik
Hamilelilik durumumuz sebebiyle bir önceki Paris seyahatimizdeki gezme tozma performansını sergileyemedik. Göremediğimiz, gidemediğimiz yerlere gitmeye çalıştık. Paris’e vardığımızda otelimize giderek biraz dinlendik. Akşam ise güzel bir italyan restoranı olan La Masssara’da Ece ve Tufan ile yemek yedik. Ben zar zor bir peynirli pizza yedim demek isterdim. Ama maalesef tırtıkladım. ) Onlar şahane şaraplar ile restoranın tadını çıkartırken ben de limonlu soda ile eşlik ettim.

İkinci gün yani düğün çıkışı, konsolosluk
civarında, Boulogne-BillanCourt’da Le Jean Baptiste diye hoş bir restoranda yemek yedik. Yürürken gördük ve girdik.
Notre Dame, Eifel Tower ve Opera civarında dolaştık. İsmini çok da hatırlayamadığım kafelerde yemek yedik ve bir şeyler içtik. Yine dayanamadık ve La Fayette’e girdik, dolaştık.
Burada Pierre Herme’nin küçük bir corner’ı var. Ama biz Opera’daki mağazaya da uğrayalım dedik ve makaron alışverişimizi oradan yaptık.

Bu arada Opera’ya giderken yeni bir yer daha keşfettik. La Cure Gourmande.. Rengarenk vitrin beni cezbetti ve kendimi içeride buldum. Bana göre şahane bir yer. Süslü kutular, lezzetli kurabiyeler, çikolatalar, rengarenk şekerler… Evet kurabiyeler biraz pahalı ama gerçekten çok lezzetli. Alışveriş yaparken tatmanıza da izin veriyorlar. Çalışanlar çok nazik ve güler yüzlü. Ürünlerin hepsi ev yapımı.

Jardin du Palais Royal’de dolaştık ve Cafe Kitsune’de kahve içtik. 13 haftadır ilk kez kahve içtim. Mide bulantısı olmadan, kokusundan rahatsız olmadan ilk kez kahve içmek inanılmazdı.

Üçüncü günün sabahı Buvette adında küçük ama nefis bir kafeye giderek, mükellef bir fransız kahvaltısı yaptık. Buraya uğramadan dönmeyin. Sonrasında Muse d’Orsay’da soluğu aldık ve gezdik. Tahmin edersiniz ki ben dinlene dinlene gezdim. )

Pontdesarts köprüsünde fotoğraf çektik. Sonrada  Blend Hamburger’de öğle yemeği yedik. Ben sebze burger yedim. Güzeldi ama normal hamburgeri tercih ederim. 🙂 Eray’ın hamburgerinden bir kaç ısırık alarak, uzun süre sonra ilk defa kırmızı et yemiş oldum. Akşam da Champs Elyes üzerindeki restoranlardan birinde mozerralla ve domates yiyerek yemek işini sonlandırdım. 🙂

Yorum Yapın

Lütfen bir yorum bırakın!
İsminizi buraya girin